D vitamini ya da Hormonu Gerçeği
D vitamini vücutta önemli görevleri olan yağda çözünen, steroid yapıda bir hormondur. Yeterli morötesi ışığın varlığında deride sentezlenebildiğinden bir vitaminden daha çok hormon olarak kabul edilmektedir. Kan dolaşımına geçer, kan tetkiki ile düzeyi ölçülebilir.
D vitamini ya da Hormonu hakkında Ne Biliyoruz!
 
D vitamini vücutta önemli görevleri olan yağda çözünen, steroid yapıda bir hormondur. Yeterli morötesi ışığın varlığında deride sentezlenebildiğinden bir vitaminden daha çok hormon olarak kabul edilmektedir. Kan dolaşımına geçer, kan tetkiki ile düzeyi ölçülebilir.
D vitamini, kalsiyum ve fosforun sindirim yollarında kullanımı ve emilimi ile özellikle çocuklarda büyüme için gerekli bir vitamindir. Yerine getirdiği görevlere baktığımızda D vitamini kemik erimesine yol açan hormonunun salgılanmasını önler, hipertansiyon, kalp hastalıkları, bazı kanser türlerine karşı koruyucudur. Bunun dışında bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışması, kas sağlığı ve beyin gelişimi için de önemli rol oynamaktadır. 

D vitamininin ana kaynağı mor ötesi ışınlardır…

D vitamininin Önemli bir kısmı (%80-90) UVB ışınları etkisiyle ciltte sentezlenir. Sentez için cilde direkt güneş ışını teması gereklidir. Güneş ışınlarının dünya yüzeyine ulaştığı açı (Zenith açısı) D vitamini sentezinde etkilidir. Ülkemizin bulunduğu enlemde vitamin D sentezi Mayıs-Kasım ayları arasında gerçekleşir. Uygun ışın açısı özellikle Dermatologların zinhar güneşe çıkmayın dediği saatlere tekabül eden  10.00-15.00 arasında olduğundan, D vitamini sentezi için bu saatlerde güneşe çıkılması önerilir. Deride yeterli D vitamini oluşumu için, haftada en az 2 kez  yüz, kollar, bacaklar ve sırtın güneş koruyucu sürülmeden 20-30 dakika gün ışığına maruz bırakılması D vitamini sentezi için yeterli olmaktadır. Sisli havaların sık olduğu bölgeler, fabrika dumanları ile aşırı kirlenen havanın solunduğu alanlar, Metropollerde plazalarda kapalı mekanlarda Günyüzü görmeden çalışanlar ve  kapalı giyim tarzı tercihleri yeterli D vitamini oluşumunu engeller. Komple bulut örtüsü, UV enerjisini % 50 oranında azaltır; Gölge (şiddetli kirlilik nedeniyle üretilenler dahil) % 60 oranında azaltır. Cam ve tül arkasından güneşlenme D vitamini sentezini engeller. Faktör düzeyi 15 veya üzerindeki güneş koruyucu kremlerin kullanılması güneş ışınlarının deriye ulaşmasını engellemektedir. D vitamini sentezi için güneşin önemine rağmen cildin güneş ışığına maruz kalmasının sınırlandırılması gerektiği düşünülmektedir. Çünkü  UV ışınlaması, cilt kanserinin çoğundan sorumlu bir kanserojen ve her yıl meydana gelen hızlı yayılan bir Tümor olan metastatik melanoma riskini artırması  nedeniylede dikkat edilmesi gereken bir durumdur.  . Cildin ömür boyu biriken UV hasarı, yaşla ilişkili bazı kuruluk ve diğer kozmetik değişikliklerden de büyük ölçüde sorumludur. Amerikan Dermatoloji Akademisi, güneşe maruz kaldığında güneş kremi de dahil olmak üzere fotoprotektif önlemlerinin alınmasını öneriyor . D vitamini gereksinimlerinin değerlendirilmesi cilt kanseri hakkında bu halk sağlığı endişelerini gidermemektedir ve ultraviyole ışınlarının  neden olduğu D vitaminin sentezinin cilt kanseri riski olmadan artabileceğini belirlemek için herhangi bir çalışma bulunmamaktadır.
 
D vitaminin diğer önemli kaynağı:gıdalar

Doğada bulunan çok az gıdada D vitamini bulunur. Yağlı balıkların eti (somon, orkinos ve uskumru gibi) ve balık karaciğeri yağları en iyi kaynaklar arasındadır. D vitamini az miktarda sığır karaciğeri, Tereyağı, süt, yulaf, tatlı patates,  peynir ve yumurta sarısında bulunur. Bu gıdalardaki D vitamini, esas olarak D3 vitamini ve metaboliti 25 (OH) D3 şeklindedir . Bazı mantarlar değişken miktarlarda D2 vitamini sağlarlar. Bitkilerden maydanoz, ısırgan otu, yoncada mevcuttur.  Kontrollü koşullar altında mor ötesi ışınlara maruz bırakılmamasından D2 vitamini seviyesinin yüksek olduğu mantarlar da mevcuttur. Büyük bir halk sağlığı sorunu olarak da değerlendirildiğinden ABD de ve bazı Avrupa Birliği ülkelerinde D vitamini ile takviye edilmiş gıdalar mevcuttur. Örneğin ABD süt arzının neredeyse tamamı 100 IU / fincan  D vitamini ile güçlendirilmiştir . Kanada'da Süt ve Margarini D vitamini takviyeli olarak halka arz etmek yasalarla zorunlu hale getirilmiştir. 1930'larda, Birleşik Devletlerde raşitizmle mücadele etmek için bir süt takviyesi programı uygulanmıştır;  Peynir ve dondurma gibi sütten yapılan diğer süt ürünleri genellikle güçlendirilmez. Hazır kahvaltılık tahıllar genellikle bazı ekşi portakal suyu, yoğurt, margarin ve diğer gıda ürünlerinde olduğu gibi D vitamini içerir. Hem Birleşik Devletler hem de Kanada, bebek formülünün D vitamini ile takviye edilmesini şart koşmaktadır.Ülkemizdede bazı gıdalara ilave D vitamini takviyelerinin gündeme alınmasının faydalı olacağı kanaatindeyim.

Ancak yinede Vitamin D ile güçlendirilmiş besinler hariç doğal besinlerde D vitamini düzeyi düşüktür ve günlük ihtiyacı karşılayamamaktadır. Vitamin D içeren besin sayısınında az olması nedeniyle, bu vitaminin az bir kısmı (%10- 20) gıdalar ile alınır.

 
Diyet takviyeleri
D vitamini takviyeleri  gıdalarda D2 (ergokalsiferol) ve D3 (kolekalsiferol) olmak üzere iki formda bulunur; bunlar sadece kimyasal yan zincir yapısında farklılık gösterir. D2 vitamini, mayada ergosterol UV ışınlamasıyla üretilir ve vitamin D3, lanolinden 7-dehidrokolesterol ışınlanması ve kolestrolün kimyasal dönüşümü ile üretilir. İki form, geleneksel olarak raşitizm tedavisi  temelinde eşdeğer olarak kabul edildi ve aslında D2 vitamini ve D3 vitaminin metabolizması ve eylemleri ile ilgili birçok adım eşit. Her iki formda (aynı zamanda gıdalarda vitamin D ve kutanöz sentez) serum 25 (OH) D düzeyleri etkili bir şekilde yükselir. Bu iki D vitamininin farklı etkileri hakkında kesin sonuç çıkarmaz. Bununla birlikte, besin dozlarında D2 ve D3 vitaminlerinin eşdeğer olduğu, ancak yüksek dozlarda D2 vitamininin daha az etkili olduğu görülmektedir.

D Vitamini Düzeyimiz Ne olmalı?

D vitamini durumunu gösteren en iyi ölçü serum 25(OH) vitamin D düzeyidir. Vitaminin D’nin optimal düzeyi hakkında görüş birliği olmamakla birlikte, çoğu araştırmacı D vitamini’nin; ­ 30 ng/ml’nin üzerindeki düzeyini yeterli olarak kabul eder. ­ 20 ile 30 ng/ml  arasındaki düzeyi yetersizlik, ­ 20 ng/ml’nin  altındaki düzeyi eksiklik, 10ng/ml’ nin altında ise ciddi eksiklik olarak kabul etmektedir. Yine  25(OH) D düzeyi >150 ng/ml olduğu durumlarda vitamin D intoksikasyonundan bahsedilir.

Yapılan çok sayıda çalışma da gösterildiği gibi Serum 25(OH) D düzeyinin 20 ng/ml’nin altında olmasının kemik sağlığını olumsuz etkilemektedir. Buna rağmen, kemik sağlığı için için en uygun D vitamini  düzeyi konusunda görüş birliği yoktur. Amerika Tıp Enstitüsü (Institute of Medicine, IOM) 25 (OH) D düzeyinin 20 ng/ml’nin üzerinde olmasını yeterli bulurken, Amerika Endokrin Derneği (Endocrine Society), Ulusal Osteoporoz Vakfı (National Osteoporosis Foundation), Uluslararası Osteoporoz Vakfı (International Osteoporosis Foundation) ve Amerika Geriatri Derneği (American Geriatric Society) düşme ve kırık riskini en aza indirmek için 25 (OH) D düzeyinin 30 ng/ml’nin üzerinde olmasını savunmaktadır.

Düşme riskinin azalması ve osteometabolik hastalıklar ile ilişkili yararları nedeniyle, Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği (TEMD) de  25 (OH) D düzeyinin 30 ng /ml’nin üzerinde olmasını yeterli vitamin D düzeyi, 20-30 ng/ml arası vitamin D yetersizliği, <20 ng/ml olmasını Vitamin D eksikliği ve <10 ng/ml olmasını ciddi eksiklik olarak kabul etmektedir.

Yaşlandıkça vücutta D vitamini oluşumu ve depoları azalır. Bu durum kış aylarında ve kuzey bölgelerinde yaşayanlarda daha belirgindir. Yaz aylarında ise, güneş koruyucuların kullanımı deride D vitamini oluşumunu engeller. Dünyada yaklaşık 1 milyar insanda D vitamini eksikliği olduğu tahmin edilmektedir. vitamin D  farklı ülkelerde, hatta aynı ülkenin değişik bölgelerinde farklıdır. Amerika ve Avrupa’da toplumda (huzur evinde değil) yaşayan yaşlı erkek ve kadınların %40 ila %100’ünde vitamin D eksikliği olduğu bildirilmiştir. Yapılan çalışmalarda, ülkemizde de vitamin D eksikliğinin yaygın olduğu görülmektedir.

Dünya nüfusunun yaklaşık yarısı D vitamini eksikliği içinde!

Besin yetersizliği genellikle beslenme yetersizliği, emilim ve kullanımın bozulması, gereksinimin artması ya da artmış atılımın bir sonucudur. Normal alım miktarı zaman içinde önerilen seviyelerin altında olduğunda, güneş ışığına maruz kalmanın sınırlı olduğu, böbreklerin D vitaminini aktif formuna 25 (OH) D'yi dönüştüremediği veya vitamin D'nin sindirim sisteminden emilimi yetersiz olduğunda bir D vitamini eksikliği ortaya çıkabilir. Giyinme alışkanlıkları, güneş koruyucu kremler, yaş,obezite,deri rengi, enlem D vitamin eksikliğine katkıda bulunan faktörlerdir Ayrıca D vitamini eksikliği olan diyetler süt alerjisi, laktoz intoleransı,  ovo-vejetaryenlik ve veganizm gibi durumlarda da D vitamini eksikliği hatırlanmalıdır.

Ülkemiz de dört mevsim güneş görülmesine rağmen yüksek bir oranda D vitamini yetersizliği mevcuttur.


Normal D vitamini düzeylerine sahip olmak için günlük alınması gereken D vitamini miktarı deri rengi, güneş maruziyeti, Diyet alışkanlıkları ve altta yatan diğer tibbi sorunların olup olmamasına göre değişir.

D vitamini eksikliği nasıl anlaşılır?

Klinik bulgular vitamin D eksikliğinin derecesi ve süresine bağlıdır. Çoğu hasta Klinik bir belirti vermez ve serum kalsiyum, fosfor ve alkalen fosfataz düzeyi bu hastalarda normaldir. 25 (OH) D düzeyi <20 ve 10 ng/ml’nin altında olan hastaların sırasıyla %40 ile %51’inde artmış serum PTH düzeyi rapor edilmiştir.Bu hastalarda sekonder hiperparotiroidiye bağlı kemik kaybı hızlanmış olup, osteoporoz gelişir. Ağır ve uzamış vitamin D eksikliğinde, kemik mineral yoğunluğunda azalmanın yanı sıra osteomalazi, yaygın kemik-kas ağrısı, kemik hassasiyeti, kas güçsüzlüğü, yürüme zorluğu ve kırıklar gelişebilir.

Vitamin D eksikliğini; Yetersiz güneş ışığı maruziyeti ve besinlerle yetersiz alıma ilave olarak Yağ emilimini bozan Gastrektomi operasyonu, ince barsak hastalıkları(çölyak hastalığı,inflamatuar barsak hastalıkları vb ) siroz gibi kronik karaciğer hastalıkları, Pankreas yetersizliği, bazı ilaçlar(antikonvulzanlar, tüberküloz ilaçları,kortizon v.b) ve Vitamin D direnci gibi durumlarda artırırlar.

Kimlerde D vitamini Ölçümü Yapalım?

Vitamin D ölçümünün, sadece vitamin D eksikliği yönünden riskli gruplara yapılması önerilir. Tüm toplumun taranması önerilmemektedir. Vitamin D eksikliği riski yüksek olan gruplar; ­

Yaşlılar, ­

Koyu cilt rengine sahip olanlar, ­

Obezite, ­

Vitamin D metabolizmasını hızlandıran ilaç kullanımı, ­

Güneşe yetersiz maruziyet, ­

Osteoporoz, ­

Travma olmaksızın (spontan) kırık oluşumu, ­

Osteomalazi, ­

Malabsorbsiyon sendromları, ­

Kronik böbrek yetmezliği ,­

Kronik karaciğer hastalıkları, ­

Parathormon Yüksek tesbit edilenler de D vitamini düzeyine mutlaka bakmak gerekir.

Vitamin D eksikliğinin Önlenmesi ve Tedavisi

American Academy of Pediatrics (AAP), yalnızca ve kısmen anne sütüyle beslenen bebeklerin doğumdan kısa süre sonra 400 IU / gün D vitamini takviyeleri almalarını ve bu takviyeleri sütten kesilinceye kadar almaya devam etmelerini ve günde ≥1.000 ml / gün D vitamini takviyesi yapmalarını önermektedir. Benzer şekilde, <1000 mL / gün 
 
Vitamin D eksikliğinin Önlenmesi ve Tedavisi için 19-70 yaş arasındakilere  uluslararası Osteoporoz Derneğinin önerisi  minimum günlük D vitamini (kolekalsiferol) önerisi 600 IU, 71 yaş ve üstü için 800 IU’dur. Yaşlılarda ve vitamin D eksikliği yönünden diğer riskli kişilerde daha yüksek günlük D vitamini dozu gerekebilir. Bu nedenle, 65 yaş ve üzerindeki erişkinlerde kırık riskini azaltmak için daha yüksek vitamin D dozları (800-1000 IU/gün) önerilir. TEMD Osteoporoz ve Metabolik Kemik Hastalıkları Çalışma Grubunun önerisi 19-70 yaş arasındaki erişkinlere kemik ve kas sağlığı için gerekli minimum günlük D vitamini ihtiyacı 600 IU, serum 25(OH) vitamin D düzeyini 30 ng/ml düzeyinde tutacak ihtiyaç ise 1500-2000 IU olarak belirlenmiştir. 70 yaş üzerinde 800 IU/gün, 65 yaş ve üzerindekilerde düşmeleri önlemek için 800 IU/gün D vitamini gereklidir. Günlük ihtiyacın karşılanması gıda ve güneşe maruz kalmanın yanında D vitamini takviyesi gerektirir. D vitamin eksikliği yönünden riskli kişilerde önerilen dozlarda takviye yapılmalıdır. 25(OH) vitamin D düzeyi >88 ng/ml çıktığında hiperkalsiüri izlenebilir. Günlük güvenli D vitamini limiti 4000 IU’dir. Verilen her 100 IU (2.5 mikrogram) D vitamini serum 25(OH) D düzeyini 0.7-1 ng/ml arttırır. Kronik karaciğer hastalarında D vitamini yetmezliğini tedavi etmek için 25 hidroksilasyon gerektirmeyen alfakalsidiol, kronik böbrek yetmezliğinde aktif D vitamini (kalsitriol) (0.25-0.50 mikrogr/gün) kullanılmalıdır. Kalsitriolün yarı ömrü 6 saat olup hiperkalsemi riski yüksektir. Serum kalsiyum düzeyleri takip edilmelidir. D vitamini ile birlikte yeterli kalsiyum alımı sağlanmalıdır (19-70 yaș: 1000 mg/ gün, >70 yaş: 1200 mg/gün). Vitamin D Eksikliği Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği Osteoporoz ve Metabolik Kemik Hastalıkları Tanı ve Tedavi Kılavuzu Tedavide hedef, serum 25(OH) D düzeyini 30-50 ng/ml seviyesinde tutmaktır. Tedavide vitamin D2 ve D3 tipleri kullanabilir, ancak daha etkin olması ve tedaviyi standardize etmek açısından D3 kullanımı tercih edilmelidir. D vitamini emilimi besinlerden etkilenmez. 25(OH) vitamin D düzeyi 20 ng/ml altında olan yetişkinlere D vitamini yüklemesi yapılmalıdır. Vitamin D eksikliği olanlara (GFR si 30 ml/dk olanlarda vitamin D suplemantasyonu, normal böbrek fonksiyonu olanlardaki gibi yapılması önerilir. Vitamin D eksikliği nedeniyle tedavi alan hastaların takibi Vitamin D eksikliği nedeniyle tedavi başlanan hastalarda tedavinin başlangıcından 8 hafta sonra serum 25(OH) D düzeyi ölçülmelidir. Sonucuna göre, tedavinin devamı veya idame dozuna geçilmesi yönünden karar verilmelidir. Hiperkalsemi ve hiperkalsiüri yönünden, serum kalsiyum ve 24 saatlik idrar kalsiyum düzeyi takip edilmelidir

D Vitamini ve Sağlık
 
Kemik ve genel sağlık için optimum D vitamini  konsantrasyonları tespit edilmemiştir; Seçilen fizyolojik önlemlere bağlı olarak yaşamın her evresinde değişiklik gösterebilirler. Dahası, artmış D vitamini alımına yanıt olarak serum 25 (OH) D seviyeleri artarken, ilişki tamamen net olmayan nedenlerle doğrusal değildir. Artış, örneğin, başlangıçtaki serum seviyeleri ve takviye süresi ile değişir. 
Serum 25 (OH) D'yi> 50 nmol / L'ye arttırmak, bir baz çizgiden <50 nmol / L'ye kadar artan seviyelere kıyasla daha fazla D vitamini gerektirir. D vitamini dozu <1000 IU / gün olduğunda serum 25 (OH) D'de daha hızlı bir artış var; Günlük dozlarda daha düşük, daha düzleşmiş bir yanıt görülür.
 
D vitamini eksikliği sonucunda  hangi sorunlar yada hastalıklar yaşanır?
Yetişkinlerde, D vitamini eksikliği osteomalaziye yol açarak zayıf kemiklere neden olabilir. Kemik ağrısı ve kas güçsüzlüğü semptomları yetersiz D vitamini seviyesini gösterebilir, ancak bu semptomlar ilk aşamalarda belirsiz olabilir ve fark edilmeyebilir. Çocuklarda kemiklerin yumuşaması ve eğrilmesi ile seyreden Raşitizme yol açabilir. Kanda Kalsiyum ve Fosfor düşüklüğüne bağlı semptomlar görülebilir. Kemik Kütlesinin azalması ve kemik kırılganlığının artışı ile seyreden Osteoporoza yol açabilir.
 
 Osteoporoz
 
Ortalama yaşam süresinin uzaması ile artık hem kadınlarda hemde erkeklerde kemik erimesi de diyebileceğimiz Osteoporoz ve osteoporoza bağlı kemik kırıkları giderek artmaktadır. Düşük kemik kütlesi ve kemik dokusunun yapısal bozulması ile karakterize osteoporoz gelişme riskinin D vitamini eksikliği ile birlikte arttığı bilinen bir gerçeklik olarak önümüzde durmaktadır. Orta yaş ve üzerinde D vitamini eksikliği olanlar daha fazla risk altındadır ve bu da kemik kırılganlığını arttırır ve kemik kırığı riskini önemli ölçüde artırır. Osteoporoz sıklıkla yetersiz miktarda kalsiyum alımı ile ilişkilidir ve  yetersiz D vitamini, barsaklardan kalsiyum emilimini azaltarak osteoporoza katkıda bulunur . Raşitizm ve osteomalazi, vitamin D eksikliğinin etkilerinin uç örneklerindense  de, osteoporoz, kalsiyum ve vitamin D yetmezliğinin uzun vadeli etkisinin bir örneğidir. Yeterli D vitamini depolama seviyeleri, kemik mukavemetini korur ve yaşlı erişkinlerde, egzersiz yapmakta güçlük çeken, postmenapozal kadınlarda ve kronik steroid tedavisinde bireylerde osteoporozun önlenmesine yardımcı olabilir.
 
Normal kemik sürekli olarak yeniden şekillendiriliyor. Menopoz döneminde, bu süreçler arasındaki denge değişir, östrojenin kemikler üzerindeki koruyucu etkisi ortadan kalktığı için  yeniden yapılanmaya kıyasla daha fazla kemik yıkımı gerçekleşir. 
 
D vitamininin kemik sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin pek çok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmaların önemli bir sonucu Postmenopozal kadınlar ve yaşlı erkeklerde hem D vitamini hem de kalsiyum takviyeleri, iskelet boyunca kemik mineral yoğunluğunda artışlara neden olur.
 
Kanser 
 
Laboratuvar ve hayvan çalışmalarının  yanı sıra epidemiyolojik verilerde D vitamininin kanser riskini etkileyebileceğini göstermektedir. Yapılan çalışmalar D vitamininin kolon, prostat ve meme kanserlerinin önlenmesinde rol oynadığını göstermektedir. Son epidemiyolojik veriler, D vitamininin kolon kanserine karşı koruyucu bir etkiye sahip olabileceğini ancak verilerin prostat ve meme kanserine karşı koruyucu bir etki göstermesi kadar güçlü olmadığını ve  kanser türleri için değişken olduğunu ortaya koymaktadır. 
D vitamini, kolonoskopi uygulanan 50 yaşının üzerindeki  (% 96 erkek) 3,121 erişkinden oluşan prospektif, kesitsel bir çalışmada koruyucu bir faktör olarak ortaya çıktı. Çalışma bu grubun %10 nun en az bir ilerlemiş kanserli lezyona sahip olduğunu ve  yüksek D vitamini alımı ile kanser görülme oranının azaldığını gösterdi. Bununla birlikte, bir başka çalışma ise çeşitli ırktan ve etnik kökenlerden 36.282 kadının randomize olarak 400 IU vitamin D ve günlük 1.000 mg kalsiyum veya plasebo alan ve 7 yıllık takibin sonrasında  kolorektal kanser görülme sıklığında anlamlı bir farklılık  bulamamıştır . Yine 2010 yılında 10 batı Avrupa ülkesinden katılımcılar ile gerçekleştirilen geniş bir gözlemsel çalışma, prediyagnostik 25 (OH) D konsantrasyonları ile kolorektal kanser riski arasında güçlü ters bir ilişki buldu.
 
D vitaminin yetersizliğinin kanser riskini arttırıp artırmadığını, D vitamini takviyesinin koruyucu olup olmadığını belirlemek için daha ileri araştırmalara ihtiyaç olduğunu söyleyebiliriz. Bununla birlikte, bugüne kadar yapılan çalışmalar, birlikte değerlendirildiğinde D vitamininin kanser riskini azaltmada, kalsiyum varlığında veya kalsiyumsuz olarak belirgin bir etkisinin olduğunu söyleyebilmek için henüz erken ve daha fazla çalışma yapılması gerekmektedir.
 
 
D vitamini başka hangi hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde etkili?
 
Vücutta kalsiyum ve fosfor dengesini sağlar, kemik ve kasların sağlığı için gereklidir. Bağışıklık sisteminde olumlu etkileri vardır. Akyuvar hücrelerinin fonksiyonlarında etkileri gösterilmiştir. Hipertansiyon, kalp hastalıkları ve otoimmün hastalıklara karşı koruyucudur. D vitamini ile obezite ve diyabet arasında ilişki olduğu düşünülmekte ancak D vitamini tedavisinin bu hastalıklarda önemli bir iyileşme sağlamaması bu konunun halen tartışmalı olduğunu ortaya koymaktadır.
D vitamininin, tip 1 ve tip 2 diyabet , hipertansiyon, Bozulmuş glukoz toleransı , multipl skleroz] ve bunların önlenmesi ve tedavisinde bir rol oynayabileceğini gösteren  lokal bazı çalışmalar yayınlanmaya devam etmektedir. Bu çalışmaların henüz çoğu  in vitro, hayvan ve epidemiyolojik çalışmalardan gelmektedir. 
2007 yılında yapılan bir meta-analizde, D vitamini takviyelerinin herhangi bir nedene bağlı olarak toplam mortalitede istatistiksel olarak önemli bir azalma ile ilişkili olduğu bulundu , ancak verilerin yeniden analizi bu sonucu desteklemedi.


Aşırı D vitamininin Riski varmı? D vitamini Toksisitesi  söz konusumu?
 
Evet D vitamini aşırı alındığında toksisitesi olan bir ilaçtır. anoreksiya, kilo kaybı, poliüri ve kalp aritmileri gibi spesifik olmayan semptomlara neden olabilir. Daha ciddi bir durum olarak , vasküler ve doku kalsifikasyonuna yol açan kandaki kalsiyum seviyelerini yükseltebilir, ardından kalbe, kan damarlarına ve böbreklere hasar verebilir. Yapılan bir çalışmada menapoza girmiş kadınlarda hem kalsiyum (1000 mg / gün) hem de D vitamini (400 IU) takviyelerinin kullanılması, 7 yıl boyunca böbrek taşı riskinde % 17'lik bir artış ile ilişkilendirildi. Sürekli olarak> 500 nmol / L (> 200 ng / mL) olan serum 25 (OH) D konsantrasyonunun potansiyel olarak toksik olduğu düşünülmektedir . 
Aşırı güneşe maruz kalma D vitamini toksisitesi ile sonuçlanmaz çünkü ciltteki sürekli ısının previtamin D3 ve vitamin D3 oluştuğunda fotodegradasyonu düşünülmektedir. Buna ek olarak, deride previtamin D3'ün aktivasyonu, D3 vitamini oluşumunu sınırlayan D vitamini dışı çeşitli şekillere neden olur. D3 vitamininin bir kısmıda  nonaktif formlara dönüşür . Toksisiteye  neden olacak kadar yüksek olan gıdalardaki D vitamini alımları da pek olası değildir. O zaman toksisiteye yol açabilecek tek bir sebep kalıyor . oda bilinçsiz yapılan yüksek doz D vitamini alımlarıdır. 


İlaçlarla Etkileşim 
 
D vitamini takviyeleri birkaç ilaç türü ile etkileşime girme potansiyeline sahiptir. Bu ilaçları düzenli olarak alan bireyler D vitamini alımlarını sağlık uzmanlarıyla görüşmelidir. Enflamasyonu azaltmak için sıklıkla reçete edilen prednizon gibi kortikosteroid ilaçlar kalsiyum emilimini azaltabilir. ve vitamin D metabolizmasını bozabilir. Bu etkiler, kemik kaybına ve uzun süreli kullanımıyla ilişkili osteoporoz gelişimine katkıda bulunabilir. Diğer ilaçlar Hem kilo kaybı ilaçları olan orlistat hem de kolestrol düşürücü ilaç kolestiramin D vitamini ve diğer yağda eriyen vitaminlerin emilimini azaltabilir. Epileptik nöbetleri önlemek ve kontrol etmek için kullanılan hem fenobarbital hem de fenitoin D vitamininin hepatik metabolizmasını inaktif bileşikler haline getirir ve kalsiyum emilimini  azaltır
 
Prof.Dr.Mustafa Sait Gönen
Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı
 
Yorum
Adınız Soyadınız* :
E-mail* :
Yorum* :
    Gizlilik Politikası'nı okudum, kabul ediyorum.
   
 
 
 

© Copright 2019 onlinediyetetik.com
Her Hakkı Saklıdır.

Ana Sayfa | Hakkımızda | Ekibimiz | Hizmetlerimiz | Blog | Etkinliklerimiz | İletişim
 
onlinediyetetik onlinediyetetik onlinediyetetik onlinediyetetik onlinediyetetik
 
onlinediyetetik.com Yukarı link